ATOPİK DERMATİT

Atopik dermatit derinin kurumasına, kızarmasına ve pul pul dökülmesine neden olan, oldukça kaşıntılı, alevlenme ve iyileşmelerle seyreden, kronik bir deri hastalığıdır. Egzema, atopik egzema olarak da adlandırılır. Genellikle ailesinde veya kendisinde astım, allerjik rinit gibi allerjik bir hastalık öyküsü bulunan kişilerde daha sık görülür.

Atopik dermatit sıklığı giderek artmakta olan bir deri hastalığıdır. Batı ülkelerinde yapılan çalışmalarda, çocukların %4-5’inde 7 yaşına dek geçen süre içinde atopik dermatit geliştiği, son yıllarda bu oranın artış gösterdiği belirtilmektedir. Olguların yarısından fazlasında allerjik rinit veya astım gibi bir solunum yolu alerjisi ile birliktelik söz konusudur. Hastalık genellikle yaşamın ilk yılarında ortaya çıkar. Yeni tanı konan olguların %60’ı 12 aylıktan küçük bebekler, %30’u ise 1-5 yaş arasındaki çocuklardır. Atopik dermatit bebeklik veya çocukluk çağında başlayan bir hastalık olmasına karşın, her yaştan hastayı etkileyebilir. Diğer allerjik hastalıklar gibi atopik dermatit de bulaşıcı değildir.

 

Atopik dermatite yakalanma eğilimi kalıtsal olarak miras alınan allerjik bünye (“atopi”) ile ilişkili bir durum olmasına karşın, çevresel etkenlerle de oldukça fazla ilişkilidir. Atopi, allerjen dediğimiz maddelere karşı aşırı hassasiyet anlamına gelir. En yaygın allerjenler polenler, mantar sporları, ev tozu akarları, hayvan tüy ve deri döküntüleri ile inek sütü, yumurta, balık ve fındık-fıstık gibi bazı gıdalardır.

 

Klinik belirti ve bulgular:

 

1.     Bebeklik dönemi: Eğer hastalık bebeklik döneminde başlarsa “infantil egzama” adını alır. Kaşıntılı, sızıntılı ve kabuklanma olan döküntü özellikle yüz ve saçlı deride görülür (Fotoğraf-1). Ayrıca kollar, bacaklar, kundak bölgesi gibi başka alanlarda da lezyonlar olabilir (Fotoğraf-2). Kaşıntı nedeniyle bebekler kafasını, yanaklarını elleri ile kaşır veya yastığa sürter. Birçok bebekteki döküntü iki yaştan önce geriler.

 

2.     Çocukluk dönemi: Bebeklik döneminden sonra, döküntü daha az kırmızı, daha az sızıntılı ve kabukludur. Döküntü daha kuru, kahverengimsi gri renkte ve kepekli veya deri kalınlaşması şeklindedir. Kaşıntı şiddetli bir şekilde devam eder ve özellikle geceleri belirginleşir. Bazı hastalar kaşıntı nedeniyle derilerini kanatır ve buna bağlı kabuklar oluşabilir. Bu nedenle bu alanlarda enfeksiyon gelişebilir.

 

3.     Erişkin dönem: Ergenlik döneminde ve bunu izleyen erişkin dönemde döküntü tipik olarak kollar ve bacaklardadır. Çift taraflı olarak el bilekleri, diz ve dirseklerin kıvrım yerleri (dirseklerin ön kısmı; dizlerin arkası), ayak bilekleri sıklıkla etkilenir (Fotoğraf-3 ve Fotoğraf-4). Ayrıca yüz ve göğüsün üst bölümü de tutulabilir (Fotoğraf-5). Deri döküntüsü yaygın veya sınırlı olabilir. Bu tablo sıklıkla çocukluk döneminde veya en azından 25 yaşından önce iyileşir. Hastaların % 50’sinde hastalık, çocukluk dönemindeki kadar ağır olmasa da, ömür boyu sürer. Yetişkin döneme kadar iyileşmediğinde, genellikle vücut kırışıklıkları, yüz ve elleri etkiler.

 

Belirtiler:

 

Akut dermatit (ani alevlenmeler):

*       Özellikle geceleri artan yoğun kaşıntı vardır.

*       Tekrarlayan döküntü, deride kızarık, sıcak, kuru, düzensiz veya pullu alanlar oluşur.

*       Deride sulanma ve şişme görülebilir.

*       Deride bakteri enfeksiyonları (genellikle stafilokok) oluşabilir.

*       Bebeklerde ve küçük çocuklarda atopik dermatit genellikle yanaklar, alın, saçlı deri bölgelerini, dirsekleri veya dizleri tutar; ancak vücudun diğer alanlarına da yayılabilir (Fotoğraf-1 ve Fotoğraf-2).

*       Daha büyük çocuklarda ve yetişkinlerde ise, hastalıktan en çok etkilenen bölgeler dirseklerin iç yüzeyi (Fotoğraf-3) ve dizlerin arka kısımları (Fotoğraf-4) gibi derinin kat yerleridir. Ayrıca eller, boyun, ve ayak bilekleri de tutulabilir.

Kronik (sürekli) dermatit:

*       Deri kuruyup kalınlaşabilir ve pul pul olup çatlayabilir.

*       Deri enfeksiyonlara karşı korunmasız hale gelir.

*       Deri tetikleyici etkenlere karşı hassaslaşır ve daha fazla tepki verir.

*       El dermatitleri görülebilir (Fotoğraf-6).

Kaşıntı atopik dermatitin en rahatsız edici semptomudur. Kaşıntı uykuyu bölebilir ve kaşınan bölgenin kanatılmasına yol açacak kadar şiddetli olabilir. Kaşıma kaşıntıyı daha da kötüleştirir ve sürekli kaşıma ile birlikte kaşınma-kaşıma döngüsü gelişebilir. Yoğun kaşıntı, atopik dermatitli hastaların yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyebilir. Kaşıntı nedeniyle özellikle uyku düzeninin bozulması hastaların okul ve iş hayatlarında konsantrasyon sorunlarına yol açabilir.

Tanı:

Atopik dermatit tanısı için, bu konuda uzman bir hekim tarafından hastanın tıbbi öyküsünün alınması ve muayene bulguları genellikle yeterli olur. Hastanın birinci derecedeki akrabalarında, ya da kendisinde astım veya allerjik nezle gibi bir solunum yolu allerjisi varlığı tanıyı destekler. Atopik dermatiti tetikleyen gıda veya solunum yolu alerjenlerinin belirlenmesi amacıyla, alerji deri testleri ve bazı kan tetkikleri yapılmalıdır.

Alevlenmelere neden olan faktörler:

Bağışıklık sisteminin görevi bakteriler, virüsler gibi zararlı maddelerden vücudumuzu korumaktır. Ancak allerjik kişilerde bağışıklık sistemi çevremizde bulunan birçok maddeyi zararlı madde olarak algılamakta ve birey bu maddelerle (alerjenler) karşılaştığında aşırı bağışıklık yanıtı oluşarak organizmaya zarar vermektedir. Atopik dermatit, alerjenler, çevresel faktörler ve duygusal streslere derinin bağışıklık sisteminin gösterdiği aşırı bir reaksiyon olarak düşünülebilir. Hastalığı tetikleyen başlıca çevresel faktörler:

*       Bazı gıdalar (yumurta, süt, balık, kabuklu yemişler gibi)

*       Allerjenler (ev tozu akarları, hayvan tüyü, polenler, mantarlar)

*       İnfeksiyonlar

*       İrritan maddeler (sabun, kolonya, yünlü giysiler gibi)

*       Kimyasal maddeler

*       Deterjanlar

*       Havadaki düşük nem oranı

*       Cilt kuruluğu

*       Sıcak

*       Terleme

*       Duygusal stresler

Öneriler

Atopik dermatitte alevlenmelerden korunmak için bazı önlemler alınabilir:

*       Cildin kuruluğunu önlemek için düzenli olarak nemlendirici krem ve losyonlar kullanılmalıdır.

*       Yünlü ve tahriş edebilecek giysiler deriye direkt olarak temas etmemeli, pamuklu ve yumuşak dokulu giysiler tercih edilmelidir.

*       Sık banyo yapılmamalı, ılık su kullanılmalı, çok sıcak suyla yıkanılmamalıdır.

*       Banyoda renksiz-kokusuz yumuşak sabunlar veya sabun içermeyen temizleyiciler kullanılmalıdır.

*       Banyodan çıktıktan sonra deriye nemlendirici krem veya losyonlar uygulanmalıdır.

*       Kaşınan yerlere kesinlikle kolonya-alkol vs sürülmemelidir.

*       Aşırı ısı farklılıklarından kaçınılmalıdır.

*       Atopik dermatitin alevlenmesine neden olan alerjenler ve tetikleyici faktörler biliniyorsa (hayvan tüyü, ev tozu akarı, belirli gıdalar gibi) bu faktörlerle temastan kaçınılmalıdır.

*       Bir gıda duyarlılığı saptandıysa, bu gıda mutlaka diyetten çıkarılmalıdır. Bu gıdanın süt gibi vazgeçilmez bir besin olması durumunda, alerji uzmanınız yerine kullanabileceğiniz seçenekler hakkında sizi bilgilendirecektir.

*      Atopik Dermatit tedavisinde kullanılan çeşitli ilaçlar mevcuttur (kortizonlu ve kortizon içermeyen krem ve merhemler, ağızdan alınan tabletler). Bu ilaçlar mutlaka bir alerji uzmanının kontrolünde kullanılmalıdır.

Tedavi:

Atopik dermatitin basit bir tedavisi yoktur; ancak hastalığı önlemek, iyileştirmek ve hastaların yaşam kalitesini arttırmak için yapılacak çok şey vardır. Atopik dermatit tedavisinin üç temel hedefi, deriyi iyileştirme ve sağlıklı tutmak, ani alevlenmeleri engellemek ve ortaya çıktıkça semptomları tedavi etmektir.

Tedavi, sabun içermeyen temizleyiciler, banyo yağları ve genel amaçlı nemlendiriciler gibi deriyi tahriş etmeyecek ürünler ile ani alevlenmelere yönelik kortizonlu krem, pomat ve losyonların kullanımını temel alır. Deri enfeksiyonlarını tedavi etmek amacıyla antibiyotikler ve kaşıntının neden olduğu rahatsızlık hissi ve uyku bozukluklarını önlemek için antihistamin tabletlerine de gereksinim duyulabilir. Tedavinin güç olduğu daha şiddetli olgularda, ağız yoluyla alınan kortizonlu ilaçlar, siklosporin ve azatioprin gibi bağışıklık sistemini baskılayan (“immünosupresan”) bazı ilaçlar gerekebilir.

 

Nemlendiriciler: Nemlendirici krem, pomat ve losyonlar, egzamanın önlenmesi ve tedavisinde gereklidir. Bu preparatlar deriyi koruyucu ince bir tabaka ile kaplayarak derinin koruyucu dış yüzeyinde meydana gelen su kaybını azaltır. Böylece derinin ihtiyacı olan su deride tutulur; ayrıca enfeksiyon etkenleri ile tahriş edici maddelerin deriden geçişine engel olunur. Nemlendiriciler aktif ilaç içermediklerinden kullanımları oldukça güvenlidir. Deri yoluyla vücut tarafından emilmeleri ve zararlı etkileri söz konusu değildir.

 

Kortizonlu krem, pomat ve losyonlar (topikal steroidler):

Bu ilaçlar küçük çocuklarda bile temel tedaviyi teşkil eder. Hastalığı tamamen ortadan kaldırmamakla birlikte, atopik dermatit alevlenmeleri sırasında deride ortaya çıkan mikrobik olmayan iltihaplanmayı azaltmada etkilidir. Orta veya şiddeti egzamalı çoğu hastada, bir veya iki hafta süreyle hafif etkili kortizonlu ilaçlar (hidrokortizon %1 krem veya merhem) alevlenmeleri iyileştirmek için yeterlidir. Bu tedavi sonuç vermediğinde daha güçlü bir kortizonlu ilaca gereksinim duyulabilir. Ancak, tercihan semptomları kontrol altına alan en zayıf etkili ilaçlar kullanılmalıdır.

 

Bu ilaçlar, sadece atopik dermatitin akut alevlenmelerinde tedavi amaçlı olarak kullanılmalıdır. İlk nöbet belirtisinde tedaviye başlanmalıdır. Bu arada, nemlendiriciler daha önceden düzenli olarak kullanılıyor olmalıdır. Topikal steroidler doğru kullanıldığında güvenilir ve etkili ilaçlardır; bununla birlikte bazen ciddi sorunlara neden olabilir. Hastalarda kortizon dışında, krem veya merhemin içerisinde bulunan herhangi bir maddeye karşı duyarlılık söz konusu olabilir. Bu ilaçları kullanırken atopik dermatitin kötüleştiği fark edilirse, derhal tedaviyi düzenleyen hekime bilgi verilmelidir.

 

Enfeksiyonlarakarşı önlemler:

Atopik dermatitin enfeksiyon kapmasını önlemek açısından ellerin temiz, tırnakların kısa ve temiz tutulması ve tahriş olan bölgeyi kaşımaktan kaçınmak önemlidir.

 

Atopik dermatitin enfekte olduğunu düşündüren kızarıklık, sulanma veya su toplama gibi herhangi bir belirti fark edildiğinde, enfeksiyon hızlı bir şekilde yayılabileceğinden ve kullanılan kortizonlu kremler enfeksiyonun daha fazla yayılmasına neden olabileceğinden hastalığı takip eden hekime başvurulmalıdır. Enfeksiyon durumunda hekim kontrolünde ağız yoluyla alınan antibiyotikler ile antibiyotikli krem veya merhemler kullanılmalıdır. Bu amaçla ağız yoluyla penisilin grubu antibiyotikler veya hastanın penisiline alerjisi varsa eritromisin gibi bir antibiyotik kullanılabilir. Antibiyotikli krem veya merhem olarak ise fusidik asit veya mupirisin uygulanabilir. Hekiminizin uygun göreceği bir topikal steroidle birlikte antibiyotikli krem veya merhemler de kullanılabilir. Nadiren de olsa enfeksiyon bazen uçuk virüsü (herpes simpleks) nedeniyle oluşabilir. Bu durum asiklovir gibi bir virüs önleyici ilaç ile tedavi edilir.

 

Antihistaminler:

Difenhidramin ve hidroksizin gibi sakinleştirici antihistamin ilaçlar, geceleri olan kaşınma hissini önleyip rahat ve kaliteli bir uyku sağlayabilir. Bu ilaçlar genellikle 4-8 saat gibi kısa süre etkili ilaçlardır. Akşam alındığında ertesi gün sersemlik ve uyku hali gibi istenmeyen etkileri olabilir. Bu nedenle aktif olarak çalışan insanlar, motorlu araç kullananlar ve öğrenciler tarafından kullanılması uygun olmayabilir. Son yıllarda piyasaya çıkan yeni antihistaminlerde ise sakinleştirici etki yok denecek kadar azdır. Kaşıntıyı önlemek amacıyla erişkin hastaların çalışma saatlerinde bu gruptaki antihistaminleri kullanması daha uygundur. Antihistaminli krem ve jeller ise atopik dermatit tedavisinde etkili olmayıp, bazen içerdiği maddeler dermatiti daha da kötüleştirebileceğinden kullanmaktan kaçınılmalıdır.

 

Topikal immünomodülatörler:

Takrolimus ve pimekrolimus kremi yakın tarihte piyasaya çıkmış olan ilaçlardır. Bu ilaçlar, hafif atopik egzama tedavisinde veya herhangi bir şiddetlilik derecesindeki atopik egzamada ilk tedavi olarak önerilmemektedir. Topikal steroidler ile kontrol edilemeyen ve daha güçlü bir kortizonlu ilaç kullanımına bağlı özellikle düzeltilemeyen deri atrofisi gibi ciddi yan etki riski olan atopik dermatitli hastalarda, bir diğer seçenek olarak hekim kontrolünde kullanımı önerilmektedir.

 

Alternatif tedaviler:

Akşam çuhaçiçeği yağı takviyeleri, hodan yağı, ve Çin kızıl kantoronu, Çin pelin otu, şakayık kökü gibi bitkisel Çin ilaçlarının tümü atopik dermatiti tedavi etmek üzere kullanılmıştır. Bu alternatif tıp ilaçlarının nasıl işe yaradığı ve bu ilaçların çoğunun ne derece güvenilir veya etkili olduğuna yönelik çok az bilgi mevcuttur. Ayrıca, bitkisel ilaçların karaciğer ve böbrekler başta olmak üzere hayati organlarımıza zararlı olabilecek toksik maddeler içerdiği unutulmamalıdır.